Özgüven Eksikliği Nedir?
Özgüven, bireyin kendi değerine, yeteneklerine ve potansiyeline olan güveni sayesinde zorluklarla başa çıkabileceğine olan inancıdır. Özgüven eksikliği ise bireyin kendi yeteneklerine, değerine ve potansiyeline duyduğu güvenin ve inancın düşük olması durumudur. Başka bir deyişle, bireyin kendine inanma ve kendini yeterli görme düzeyinin düşük olmasıdır.
Özgüven Eksikliği Belirtileri Nelerdir?
Özgüven eksikliği, bireyin kendi yeteneklerine, değerine ve kararlarına dair duyduğu inancın zayıflamasıyla ortaya çıkan psikolojik bir durumdur. Bu durum, düşünce, duygu ve davranışlara yansıyarak kendini gösterir. Özgüven eksikliği bireyin hem iç dünyasını hem de sosyal, akademik ve mesleki yaşamını etkiler. Özgüven eksikliği yaşayan bireylerde sıkça gözlemlenen belirtilerin bazıları şu şekildedir:
- Kişi karar vermekte zorlanır. Karar verdiğinde ise çoğunlukla “doğru karar mı verdim?”, “doğru yapıyor muyum?” düşünceleriyle başkalarından onay alma ihtiyacı hisseder.
- Özgüven eksikliği yaşayan bireylerde, mevcut fırsatları değerlendirmekten kaçınma ve başarıyı hak etmediğine inanma eğilimiyle kendini sabote edici davranışlar görülebilir.
- Eleştiriye karşı yüksek hassasiyet gözlemlenir. Yapıcı eleştiriler dahi, yetersizlik duygularının bir kanıtı olarak algılanabilir ve kişisel bir saldırı şeklinde yorumlanır.
- Sosyal ortamlarda kendilerini rahatsız hissederler, utangaç ve çekingen davranışlar sergilerler. İletişim kurarken yere bakma veya bakışları kaçırma davranışlarında bulunabilirler.
- Çatışma ya da anlaşmazlık ihtimali olduğunda iletişimi azaltmayı veya tamamen sonlandırmayı tercih ederler.
- Kendilerini başkalarıyla kıyaslama eğilimi görülür. Başkalarının başarılarını abartırken, kendi başarılarını küçümseme ya da şans veya tesadüf olarak değerlendirmeye yatkındırlar.
- Mükemmelliyetçi bir tutum benimserler.
- Hakkını aramak, kendini veya bir başkasını savunmak gibi konularda çekingen dururlar.
- Risk almaktan, sorumluluk üstlenmekten, girişimde bulunmaktan kaçınırlar ve hata yapmaktan korkarlar.
Yetişkinlerde Özgüven Eksikliği Belirtileri
Özgüven eksikliği, yetişkin bir bireyin kendisine yönelik algısını, düşünce yapısını ve davranışlarını etkileyen bir durumdur. Yetişkinlik döneminde Özgüven eksikliği, kişinin içsel değerlendirmelerinde, sosyal ilişkilerinde, duygusal tepkilerinde ve aldığı kararlarda çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. Yetişkinlerde Özgüven eksikliği belirtileri şu şekilde gözlemlenebilir:
- Kendilerine yönelik yapıcı değil yıkıcı içsel konuşmalar yaparlar. Zihinleri ‘Başaramayacağım’ , ‘Yeteri kadar iyi değilim’ gibi içsel yargılar ve düşüncelerle meşguldür. Bu düşünceler Özgüven eksikliği yaşayan bireyler için bir düşünce değil gerçeklik gibi algılanır.
- Kendilerine yönelik sürekli eleştirel içsel konuşmalar gerçekleştirdikleri için başkalarının da onlar hakkında benzer düşüncelere sahip olduğunu düşünürler. Başkalarının kendileri hakkındaki düşüncelerini yoğun bir şekilde önemserler. Eleştirilme ya da yargılanma korkusu yaşarlar.
- Yeni bir işe veya deneyime girişirken zorlanma veya yapamamayacağını düşünmeleri sıklıkla görülür.
- Karşı cinsle iletişim kurarken çekingen hissederler ve genellikle bu durumlardan kaçınma davranışı vardır. Bir ilişkinin içerisinde terk edilme korkusu yaşayabilir ve kendilerine iyi gelmeyen ilişkileri sürdürme eğiliminde olabilirler. Aşırı kıskançlık ve güvensizlik sergileyebilirler.
- İmposter (Sahtekârlık) Sendromu, Özgüven eksikliği yaşayan bireylerde sıklıkla görülür. Bu sendromda kişi, elde ettiği somut ve nesnel başarılara rağmen bu başarıları içselleştiremez ve kendini yeterli olarak algılamakta zorlanır. Sürekli olarak yetersiz kalacağına ve bir noktada başarısız olacağına dair yoğun kaygı yaşar. Kişi bir başarı elde ettiğinde bile bu durum ona yeterli gelmez. Başarılarını çoğunlukla şans, tesadüf ya da dış etkenlerle açıklar ve kendi yetenek ve emeğini göz ardı eder. Bu durum, bireyin kendisini “gerçekte o kadar da yeterli olmayan biri” gibi hissetmesine ve bir ‘sahtekârlık’ yapıyormuş algısıyla yaşamasına neden olur. Bu nedenle çevresinden gelen takdir ve övgüleri hak etmediğini düşünür.
- Bir konuda bekledikleri sonuçları elde edemediklerinde sorumluluğu tamamen kendine yükleme davranışı gösterebilirler. Genellikle kendilerine suçlama eğilimindedirler.
Çocuklarda Özgüven Eksikliği Belirtileri
Çocukluk, Özgüvenin temellerinin atıldığı bir dönemdir. Bu süreçte çocuk, “Ben yapabilirim” ve “Dünya güvenli bir yer” gibi inançlar geliştirerek hem kendine hem de dünyaya karşı bir güven duygusu kazanır. Ancak çocukluk döneminde yaşanan Özgüven eksikliği, çocuğun bu inançları ve güven duygusunu sağlıklı bir şekilde geliştirmesinin zorlaştığı bir durumudur. Bu durum, çocuğun hem iç dünyasını hem de çevresini keşfetme arzusunu zayıflatır ve karakter gelişiminden sosyal becerilere kadar pek çok alanı etkiler. Çocuklar duygularını yetişkinler gibi ifade edemedikleri için genellikle Özgüven eksikliği belirtileri davranışsal tepkiler olarak gözlemlenir:
- Özgüven eksikliği yaşayan çocuklarda yeni deneyimleri denemekten kaçınma ve “Yapamam” düşüncesiyle yeni aktivitelere katılmayı reddetme davranışı gözlemlenir.
- Yeni insanlarla tanışıldığında, çekingen davranışlar sergilerler.
- Sorumluluk ve görev üstlenmekten kaçınma eğilimi vardır. Özgüven eksikliği yaşayan bir çocuk başaramayacağını hissettiği durumlarda kaçma isteği duyar ve durumla baş edebilmek için yalan söyleme veya durumu yarıda bırakma eğilimi gösterebilir.
- Kendi kararlarına güvenmediği için her adımda bir yetişkinin onayına ihtiyaç duyar. Onay alamadığında ise kaygı ve kararsızlık yaşarlar.
- Özgüven eksikliği yaşayan çocuklar kendilerini, sevilmeyen, başarısız veya değersiz olarak etiketleyen bir iç sesle değerlendirirler. Bu nedenle başkalarının değerlendirmeleri çocukta kaygı yaratır.
- Eleştiriye tahammül oldukça azdır ve bir hata yaptığında ağlama, öfke nöbeti geçirme gibi davranışlar sergileyebilirler. Bununla birlikte eleştirilmekten kaçınan, hata yaptığını kabul etmekte zorlanan bir tutum içinde olabilirler.
- Özgüven eksikliği yaşayan bir çocuk, yetersiz ya da güçsüz görünmemek için katı ve baskın tutumlar sergileyebilir. Ortaya çıkan sorunların kendi dışındaki nedenlerden kaynaklandığını savunabilir ve sorumluluğu başkalarına yükleme eğiliminde olabilirler.
- Akranlarıyla oynamak yerine yetişkinlerin yanından ayrılmama veya yalnız kalma isteği yoğundur.
- Kaygı ve korku duygularını yoğunlukla yaşarlar.
Ergenlerde Özgüven Eksikliği Belirtileri
Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe geçişin en fırtınalı dönemidir. Bu dönemde birey, artık bir kimlik arayışına girerek sadece ailesinin değil, akranlarının ve sosyal çevresinin gözündeki yerine de odaklanır. Çocukluk dönemindeki çocuğun iç dünyası ve çevre odaklı kaygılar, ergenlik döneminde yerini fiziksel görünüm, sosyal çevre ve akademik yeterlilik gibi daha derin kaygılara bırakır. Başlıca ergenlerde Özgüven eksikliği belirtileri şu şekildedir:
- Sürekli olarak aynaya bakma ve dış görünüşe aşırı odaklanma gözlemlenir. Dış görünüşünü eleştirme, kendini çirkin veya kusurlu bulma eğilimindedirler.
- Arkadaş ortamlarında kendi doğruları yerine arkadaş grubun beklentilerine göre hareket etme, hayır diyememe, sınır koyamama, fikrlerini açıkça ifade edememe gibi davranışlarla sıklıkla karşılaşılır.
- Özgüven eksikliği yaşayan ergenlerde bu durum bazen de sosyal ilişkilerden kaçınma olarak kendini gösterebilir. Kişinin içine kapanması ya da iletişim kurmaktan kaçınması gözlemlenebilir.
- Eleştirilere karşı aşırı hassasiyet gösterirler ve olumlu yönlerini görmezden gelip olumsuzlara odaklanırlar.
- Mükemmel olma çabası ve hata yapmaktan kaygılanma durumu vardır.
- Özgüven eksikliği yaşayan ergenler genellikle başkalarını kendinden üstün görme eğilimindedir.
- Başarısızlık korkusu nedeniyle akademik hayatının etkilenmesi veya sınav kaygısı yaşama gibi durumlar görülebilir.
- Toplum içerisinde veya sosyal ortamlarda konuşmaktan kaçınır ve bu durumlarda yoğun kaygı hissederler.

Özgüven Eksikliği Neden Olur?
Özgüven, çocuğun doğumuyla birlikte gelişmeye başlayan ve temelleri erken çocukluk döneminde atılan bir kavramdır. Çocukluk döneminde Özgüven eksikliği genellikle sürekli eleştirilme, başkalarıyla kıyaslanma, aşırı koruyucu ya da baskıcı ebeveyn tutumları, yeterince sevgi ve kabul görmeme ve aile içinde yaşanan çatışmalar ve sorunlar sonucunda ortaya çıkabilir.
Ergenlik döneminde Özgüven eksikliği ise çoğunlukla fiziksel görünümden memnun olmama, akranlarıyla yaşanan zorlayıcı deneyimler, ebeveynlerin eleştirel tutumları, akademik sorunlar, yüksek ve gerçekçi olmayan beklentiler, başarısızlık deneyimleri ve olumsuz içsel konuşmalar gibi ailevi, çevresel ve bireysel etkenlerden kaynaklanır.
Yetişkinlik döneminde Özgüven eksikliği, geçmişte yaşanan olumsuz deneyimler, aile, arkadaşlık ya da iş ortamlarında sıkça eleştiriye maruz kalma, ilişkilerde yaşanan olumsuz yaşantılar (ayrılık, aldatılma gibi), mükemmeliyetçilik, başarısızlık deneyimleri ve zamanla içselleştirilen olumsuz kendilik algısı ile ilişkilidir.
Özgüven eksikliği çoğu zaman bireyin geçmişten bugüne taşıdığı deneyimlerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Özellikle zorlayıcı deneyimler ve sürekli eleştirilmek, zamanla bu olumsuz seslerin bireyin kendi iç sesine ve ardından gerçekliğine dönüşmesine neden olur. Bu durum, bireyin kendini değersiz hissetmesine, potansiyelinden şüphe duymasına ve yoğun bir özeleştiri geliştirmesine yol açar. Çocukluk ve ergenlik döneminde Özgüven eksikliğine neden olan faktörler, sağlıklı bir benlik algısı gelişimini zorlaştırır. Sürekli kendilerini olumsuz değerlendirmeleri ve yaptıkları her şeyi eleştirmeleri ise zamanla özgüven kaybını pekiştirir. Sonuç olarak, hem çevresel faktörler hem de kişinin kendi içsel süreçleri Özgüveni zayıflatan bir döngü oluşturur.
Özgüven Eksikliği Nasıl Giderilir?
Özgüven, kişinin kendine duyduğu inanç ve değerle yakından ilişkilidir. Her insan zaman zaman yetersiz, başarısız hissedebilir. Bu, insan olmanın doğal bir parçasıdır ve genellikle kalıcı değil durumsaldır. Ancak Özgüven eksikliği, bu duyguların gelip geçici bir deneyim olmaktan çıkıp kişinin kendilik algısına yerleşmesiyle ortaya çıkar. Durumsal ve Özgüven eksikliğine bağlı duygular arasındaki temel fark, durumsal duyguların belirli bir duruma bağlı olarak ortaya çıkması ve zamanla geçmesiyken, Özgüven eksikliğinde kişinin bu duyguların içinde sıkışıp kalmasıdır. Özgüven eksikliği, bu duyguları, inançları, düşünceleri ve davranışları farkederek ve bu doğrultuda somut adımlar atarak giderilebilen bir durumdur. Özgüven eksikliğini gidermek için uygulanabilecek bazı adımlar şunlardır:
- Özgüven eksikliği yaşayan bireyler genellikle kendileri hakkında yargılayıcı ve eleştirel bir iç ses üretirler. “Beceriksizim”, “Yeterince iyi değilim” gibi otomatik düşünceler
zihinlerinde sıklıkla tekrar eder. Eleştirel düşünceleri dönüştürebilmek için fark etmek gerekir. Bu nedenle bu düşünceleri fark etmek ve yakalamak, değişimin ilk adımıdır.
- Kişinin kendisiyle kurduğu içsel diyalog, Özgüven üzerinde belirleyici bir etkiye sahiptir. Sürekli yetersizlik veya başarısızlık vurgusu yapan içsel konuşmalar, bu inancı güçlendirir. Bireyin kendine yönelik daha nazik, anlayışlı ve destekleyici bir dil geliştirmesi, dışarıdan beklediği onayı kendi kendine vermesini ve içsel gücünü fark etmesini sağlar.
- Özgüven gelişimi zaman alan bir süreçtir. Sabır ve süreklilik gerektirir. Eleştirel seslere rağmen anlayış ve destek göstermek başlangıçta gerçekçi ya da inandırıcı gelmeyebilir. Ancak kişi kendiyle daha destekleyici ve anlayışlı bir dille konuşmaya alıştıkça inançlar da zamanla buna göre uyumlanır.
- İçerideki eleştirel ses konuşmaya başladığında beden dilini kullanmak da oldukça yardımcıdır. Dik durmak ve göz teması kurmak yalnızca dışarıya değil, beyine de güven sinyali gönderir. Böylelikle bireyin kendini daha güçlü ve güvende hissetmesine katkı sağlar.
- Mükemmeliyetçilik ve gerçekçi olmayan beklentiler, bireyin kendini yetersiz hissetmesine neden olur. Bunun yerine hedefleri küçük parçalara bölmek ve ulaşılabilir adımlar belirlemek süreci kolaylaştırır. Örneğin bir projeyi “kusursuz bitirmek” yerine, “bugün bir saat üzerinde çalışmak” gibi somut hedefler koymak ve bunları gerçekleştirdiğinde kendini takdir etmek aslında zannedildiği kadar yetersiz veya başarısız olmadığının fark edilmesine yardımcı olur.
- Bireyin kendi potansiyelini, güçlü ve gelişime açık yönleriyle kabul etmesi, Özgüven gelişiminin en önemli noktalarından biridir. Birey, kendi potansiyelini ve becerilerini fark edip kabul ettikçe, kendini başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimine odaklanır ve yüksek ve gerçekçi olmayan beklentiler yerine ulaşılabilir hedefler belirleyebilir. Bunlar Özgüven gelişimini büyük ölçüde destekler.
- Fiziksel Özgüven eksikliği yaşayan bireyler için spor yapmak, beslenme düzenini değiştirmek gibi adımlar, düşünceyi soyut düzeyde bırakmak yerine somut bir eyleme dönüştürür. Bu durum, bireyin benlik algısını ve Özgüveni olumlu yönde etkiler.
- Hobi edinmek, yeni beceriler öğrenmek ve ilgi alanlarını keşfetmek, kişinin kendini daha yeterli hissetmesine katkı sağlar. Birey, deneyimledikçe ve öğrendikçe yapabildiklerini ve potansiyelini fark eder.
- Sosyal ortamlarda rahatsızlık hissine rağmen sosyal etkileşimlerde bulunmaya devam etmek Özgüveni destekleyen bir etkendir. Özgüven rahatsızlık duymadan birşeyi yapmak değil, rahatsız hissedilmesine rağmen bireyin bu durumla baş edebileceğine dair özüne güvenmesidir. Bundan dolayı sosyal etkileşimleri birer öğrenme fırsatı olarak görmek ve sosyal ortamlarda bulunmaya devam etmek Özgüveni güçlendirir.
- Özgüveni geliştirebilmek için çeşitli yöntemler olsa da bu süreci tek başına yürütmek bazen zorlayıcı gelebilir. Bu noktada profesyonel destek almak, süreci daha sağlıklı ve yapılandırılmış şekilde ilerletmeye yardımcı bir seçenektir.
Karşı Cinse Karşı Özgüven Eksikliği Neden Olur?
Karşı cinse karşı Özgüven eksikliği, geçmişte yaşanan deneyimlerin, çocukluk yıllarında şekillenen inançların ve toplumsal beklentilerin birleşimiyle ortaya çıkar. Bu durumun temelinde genellikle reddedilme korkusu ve yetersizlik duygusu vardır. Karşı cinse karşı Özgüven eksikliği yaşayan bireyler kendilerini “beğenilmeyecek biri” olarak algılar ve yetersiz hissederler. Karşı cinsle etkileşime girdiklerinde genellikle kendilerini eleştiren iç ses devrededir. Dolayısıyla, etkileşime odaklanmak yerine hata yapmamaya çalışırlar ve karşı tarafın kendileri hakkında olumsuz düşündüğünü varsayma eğilimi gösterebilirler. Bu korku ve varsayımlar kaygıyı artırır, karşı cinse yakınlaşmaktan kaçınmaya ya da zorlanmaya yol açar.
Gizli Özgüven Eksikliği Nedir?
Gizli Özgüven eksikliği, bireyin dışarıdan bakılınca Özgüvenli görünmesine rağmen, iç dünyasında yoğun bir yetersizlik ve değersizlik duygusu hissetmesi olarak ifade edilir. Gizli Özgüven eksikliği yaşayan bireyler, hata yapma konusunda aşırı hassastır ve başkalarından takdir ve onay beklentileri yüksektir. Genellikle kibirli ve savunmacı bir tutum benimseyebilirler. Eleştiriye kapalıdırlar, kendilerini sıklıkla başkalarıyla karşılaştırır ve sorumluluk üstlenmekten kaçınırlar. Gizli Özgüven eksikliğinin temelinde, bireyin Özgüvenli görünmesine rağmen kendi potansiyelini içsel olarak kabul edememesi ve aslında özüne güvenmemesi yer alır.
Fiziksel Özgüven Eksikliği Nedir?
Fiziksel Özgüven eksikliği, bireylerin kendi bedenleri hakkında olumsuz yargı ve düşüncelere sahip olması olarak tanımlanır. Sosyal çevrenin ya da ailenin bireyin fiziksel özelliklerine yönelik eleştirileri, yaşanan olumsuz deneyimler ve gerçekçi olmayan güzellik ölçütleri gibi faktörler fiziksel Özgüven eksikliğinin oluşmasında etkilidir. Fiziksel Özgüven eksikliği yaşayan bireyler, fiziksel özellikleri ile ilgili kendilerinde eksiklik ve kusur olduğuna dair bir algı geliştirirler. Kiloları, vücut yapıları ve yüz hatları gibi özelliklerine yönelik yoğun hoşnutsuzluk hissederler. Fiziksel Özgüven eksikliği genellikle ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde daha belirgin şekilde ortaya çıkar. Fiziksel özelliklerini başkalarıyla kıyaslama, algıladıkları kusurları gizlemek için yoğun çaba gösterme, aynaya bakmaktan kaçınma, fotoğraf çektirmek istememe, fiziksel görünümlerine dair onay ihtiyacı duyma gibi belirtilerle kendini gösterir. Bunlara ek olarak, sosyal ortamlarda başkalarının kendileri hakkında olumsuz düşündüğünü varsayarak kaygı yaşayabilirler ve bu da sosyal ortamlardan kaçınma eğilimine yol açar.
Özgüven Eksikliği Tedavi Edilir mi?
Evet, Özgüven eksikliği tedavi edilir. Özgüven eksikliği doğuştan gelen sabit bir özellik değildir. Aksine deneyimler, ilişkiler ve öğrenilmiş inanç ve düşünceler gibi çeşitli faktörlerden etkilenen ve fark edildiğinde üzerinde çalışılabilen bir süreçtir.
Bireyin kendi kendine yapabileceği değişikliklerinin yanı sıra, bu konuda zorlanma yaşandığında profesyonel destek almak da destekleyici bir adımdır.
Profesyonel destek sürecinde, özgüven probleminin altında yatan inançlar, duygular, düşünce kalıpları ve geçmiş deneyimler ele alınır ve çalışılır. Özgüveni geliştirmek bir süreçtir ve bireyin kendi potansiyeline ve özüne duyduğu güven, içsel farkındalık ve çalışmayla zaman içinde güçlenir.
Özgüven Eksikliği Hakkında Sık Sorulan Sorular
Özgüven Ne Demek?
Özgüven, bireyin kendi yeteneklerine, yeterliliğine, kararlarına, değerine ve potansiyeline duyduğu içsel inanç ve güvendir.
Özgüveni eksik olan bir insan nasıl davranır?
Özgüveni eksik olan bir insan genellikle kendisini içsel yargılamalarla tanımlar. Yetersizlik, değersizlik veya başarısızlık duyguları yoğundur. Eleştirilere karşı hassasiyet, kendisini başkalarıyla kıyaslama, sosyal ortamlarda çekingenlik, hata yapmaktan kaygılanma, karar verme güçlüğü, sürekli onay arayışı, hayır diyememe ve sorumluluk almaktan kaçınma davranışları gözlemlenebilir.
Gerçek Özgüven ile yapay Özgüven arasındaki fark nedir?
Gerçek Özgüven, kişinin içsel değerine ve potansiyeline inanmasına, geliştirilecek yönlerini kabul etmesine, eleştiriyi gelişim fırsatı olarak gömesine, kendini kanıtlamaya ve dış onaya ihtiyaç duymadan dengeli bir Özgüven geliştirmesine dayanır.
Yapay Özgüven ise dış onayla beslenir, bu nedenle kolayca zedelenebilir. Sürekli kendini kanıtlama eğilimi vardır, eleştiri karşısında savunmacı ya da saldırgan tepkiler verebilir ve başarısız hissettiğinde ya da onay alamadığında Özgüveni sarsılır.
Özgüven eksikliğinden kurtulmak ne kadar sürer?
Özgüven eksikliğinden kurtulmak bir süreçtir ve ne kadar süreceği kişiden kişiye değişir. Bu süre, bireyin öz farkındalık düzeyi, gösterdiği çaba ve yaşanan sorunun derinliği gibi etkenlere bağlı olarak farklılık gösterir.
Kendime güvenimi nasıl geri kazanabilirim?
Özgüven, kişinin kendisiyle kurduğu içsel diyalogla şekillenir. Eleştirel ve yargılayıcı iç ses özgüveni zayıflatırken, daha anlayışlı ve destekleyici bir içsel dil geliştirmek Özgüveni artırır. İçsel konuşmayla birlikte gerçekçi hedefler belirlemek, beden dilini kullanmak ve başarıları takdir etmek de Özgüveni destekler. Kendi potansiyelini fark etmek, somut adımlar atmak, sosyal etkileşimlere dahil olmak ve hobiler edinerek kendini geliştirmek Özgüveni güçlendirir. Gerektiğinde profesyonel destek almak sürece yardımcı olan etkili bir seçenektir.
Aşırı Özgüven problemi olan kişiler nasıl anlaşılır?
Aşırı özgüven, bireyin kendisini gerçekçi olmayan bir düzeyde, olduğundan daha üstün algılama eğilimidir. Bu durumda kişi, sağlıklı bir benlik algısı geliştirmek yerine kendini abartılı ve aşırı olumlu bir nitelikte değerlendirir. Aşırı Özgüven, kişinin kendini başkalarından üstün görme, empati kurabilmede zorluk, eleştiriye kapalılık, kendilerini övme eğilimi ve sürekli takdir beklentisiyle kendini gösterir. Aşırı Özgüven problemi yaşayan kişiler hatalarını kabul etmez veya hatalarının sorumluluğunu dışsal nedenlere veya başkalarına yükleme eğilimindedirler. Başkalarını küçümser ve her konuda haklı çıkma çabasında olurlar.
Özgüveni artıran şeyler nelerdir?
Özgüven, kişinin içsel diyaloğunu fark edip daha anlayışlı ve destekleyici bir dil geliştirmesiyle güçlenir. Gerçekçi hedefler koymak, küçük adımlarla ilerlemek ve başarıları fark edip takdir etmek yeterlilik duygusunu artırır. Kendi potansiyelini güçlü ve gelişime açık yönleriyle kabul etmek, başkalarıyla kıyaslamak yerine kişisel gelişime odaklanmayı sağlar. Beden dilini kullanmak, somut eyleme geçmek, yeni deneyimler edinmek ve özellikle kaygı ve korku hissedilmesine rağmen denemeye devam etmek Özgüveni besler. Gerektiğinde profesyonel destek almak ise bu sürecin daha sağlıklı ve sürdürülebilir ilerlemesine yardımcı olur.
Özgüveni düşüren şeyler nelerdir?
Özgüveni düşüren etkenler arasında, kişinin kendisiyle sürekli eleştirel ve yargılayıcı bir içsel dille konuşması yer alır. Bu durum kişinin kendini sık sık yetersiz veya başarısız hissetmesine ve bir süre sonra buna inanmasına neden olur. Mükemmeliyetçilik, hata yapmaktan kaygılanma ve gerçekçi olmayan beklentiler, kişinin ne yaparsa yapsın kendini eksik ve yetersiz hissetmesine yol açarark öz yeterlilik algısını zedeler. Sürekli başkalarıyla kıyaslanmak, zamanla onay ihtiyacının dışa bağımlı hâle gelmesine neden olabilir. Sosyal ortamlardan kaçınma ve rahatsızlık yaratan durumlardan uzak durma gibi davranışlar da Özgüvenin gelişimini engeller.
Çocuklarda Özgüven eksikliği nasıl giderilir?
Çocuklarda Özgüven, koşulsuz sevgiyle desteklenen, güvenli ve yargılayıcı olmayan bir ortamda gelişir. Çocuğun yaşına uygun sorumluluklar vermek, hata yapmasına izin verip çabasını takdir etmek ve kararlarına saygı göstermek çocuğun kendine olan inancını güçlendirir. Kıyaslamadan kaçınmak, aşırı eleştirel ya da korumacı tutumları dengelemek ve ilgi alanlarını desteklemek Özgüven gelişimini destekler. Çocukla kaliteli zaman geçirmek ve gerektiğinde profesyonel destek almak da bu süreci sağlıklı şekilde güçlendiren bir seçenektir.
Özgüven eksikliği testle anlaşılabilir mi?
Özgüven eksikliği, uzmanlar tarafından uygulanan psikolojik testler ve ölçekler aracılığıyla değerlendirilebilir. Ancak en sağlıklı değerlendirme, test sonuçlarının bir uzmanla yapılan görüşmeyle birlikte ele alınmasıyla olur.
KAYNAK
Humphreys, T. (1999). Çocuk eğitiminin anahtarı: Özgüven. (Çev: T. Anapa).
İstanbul: Epsilon Yayıncılık.
Kaya, N., & Tastan, N. (2020). Özgüven üzerine bir derleme. Kırıkkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 10(2), 297-312.
Lauster, P. (2010). Özgüven Öğrenilebilir (Çev: L. Yarbaş). İzmir: İlya Yayınevi.
İçerikler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır.